Mustafa Kapan Vefat Etti
Bir zamanlar beyaz perdenin kalbi olan YEŞİLÇAM… Yazan: Selahattin İLHAN
Yazan: Selahattin İLHAN
*İnsanlar yaşlandıklarını hissettikleri an iyisiyle, kötüsüyle, mutluluğuyla, hüznüyle anılarını yazmaya karar verirler… Günlük tutmak gibi bir alışkanlığım olmadığı için kafamın içinde, hafızamda birikmiş ne varsa, bire bir, sansürsüz; Eskinin Türk sinemasının kalbi olan YEŞİLÇAM‘ı sizlerin bilmediğiniz yönleriyle anılarımda kalan iyisiyle kötüsüyle yaşadığım Yeşilçam’daki anılarımı sizlere anlatmaya çalışacağım..
Bizler olayların, yaşananların, kişilerin hep görünen ön yüzleriyle igilenmişizdir. Görünmeyen yanlarını araştırmamış veya önemsememişizdir… Yeşilçam hepimizin bildiği yapım şirketleriyle, kahveleriyle, kafeleriyle meşhur Yeşilçam…!
Parmak Kapı’dan başlar, Galatasaray Kolejine kadar uzanan birkaç sokak karmaşası ( şimdiki adları Ayhan Işık, Sadrı Alışık ) olan sokaklar bu hepimizin bildiği, gördüğü Yeşilçam klasiğinin ön yüzü… İsterseniz bilmediklerinizi, görmediklerinizi, daha doğrusu göremediklerinizi ben anlatıyım eğrisiyle, doğrusuyla…
Sene 1966 Müslüman, Rum, Ermeni ve Musevi ailelelerin genelde sakin, huzurlu geleneksel yaşamlarını sürdürdükleri, Pera yani bildiğimiz Beyoğlu…
İstiklâl Caddesi sinema salonlarının yoğun olduğu bir bölgeydi…
Mis gibi misket şarabıyla ünlü Manyeli meyhanesinin sokağı, meyhanenin biraz ilersindeki, Emek sineması, işte bizim öykümüz bu meşhur sokağın arkasına düşen ve Yeşilçamın ilk temellerinin atıldığı ünlü Bayram sokağında geçer.
Gerçi sinemanın temeli (1910) Fuat Uzkınay ile Şakir Sede’nin İstanbul Sultani’sindeki ilk film gösterisi ile başlar. Sonra (1947) Sedat Simavi ile devam eder. Bu arada (1924) yılında Kemal Film (1928) yılında da İpek Film kurulur, özel yapım evleri olarak. (1922) Muhsin Ertuğrul , tiyatrocular dönemi başlar (1939) kadar devam eder.. 1939′ dan 1950′ ye kadar dönemse, tiyatro anlayışlı karşısında sinemayı egemen kılma çabalarının yer aldığı sinemacılar dönemi başlar… (1950) (1970) Akadın gelişi ve genç sinemacılar dönemi başlar.. İşte (1966) senesi Bayram sokağında ilk Yeşilçam temellerinin atılışı ve bizim dönemimiz başladı…
Bu sokak niye tercih edilmişti ?
- Kemal Film, İpek Film, Güney Film, Topkapı Film, Yavuz Işıklar gibi yapımcıların yanı sıra ”Metro Golden Mayer” gibi yabancı işletmeciliğinin bu sokakta olmasıydı. Sokak cumbalı balkonları olan, eski sıvaları dökülmüş virane sayılabilecek Ermeni ve Rum evlerinden oluşuyordu. Evlerin üst katları meşhur peze…..k Zurnik’e aitti.
Zurnik bu evlerde kadın pazarlar yani genelev işletirdi. Aynı zamanda sokağın tek tefecisiydi, büyük faizler karşılığında sinemacılara para temin ederdi.. Bu evlerin alt katlarındaki bodrumlar bizlere yani sinema emekçilerine aitti. Kamera, set ve ışık depolarımız evlerin bodrumlarındaydı. Kapılarımız demir, eski tarihi kapılardı. Hayatımızın büyük bölümü bu karanlık, izbe, rutubetli depolarda geçti… Bizler daha çocuk denecek 12-13 yaşlarındaydık… Katillerin, hırsızların, tinercilerin ve çocuk sapıklarının fır döndükleri ortam bizlerin evleriydi. Bizler Yeşilçamlıydık ve işimize aşıktık.
Işıkçılar ve setten oluşan çetemizi bu sokakta kurduk. Çete derken, yanlış anlaşılmasın ! Bizler, sadece çocuk sapıklarına, dolandırıcılara, manyaklara karşı oluşturduğumuz bir gruptu. Yani amaç sadece kendimizi korumaya yönelikti. Birimize birşey olduğunda, yedimiz birden olaya karışırdık, çünkü bu sokakta zayıfa yer yoktu. Çeteleşmezsen, gruplaşmazsan hayatta var olamazdın seni anında yerlerdi… Çete elemanları şu kişilerden oluşuyordu; Şimdiki Pastel filmin sahiplerinden Bayram İlvur (Koca Gö.. Bayram), Görüntü Gönetmeni Metin Erdoğdu (Deli Metin), Işık Şef’leri Fazlı Sekizler (Vıt Vıt Fazlı) ve Erdinç Koç (Çuval Erdinç ), Set Amiri Mehmet İnci (Sağır Mehmet ), Işık Asistanı Teoman (Kıl), Şimdiki İnsört şirketinin ortaklarından Sefer (Arap Sefo) ve bendeniz Işık Şefi Selahattin İlhan sonradan lakabım olan (Boksör Selo)… : 1970′lere kadar Bayram Sokağında yaşamımıza devam ettik. Bu sokak bize okul gibiydi, iyiyi, kötüsünden ayırmasını, uyuşturucudan uzak durmayı, harama el uzatmamayı, insanlara elimizden geldiğince iyilik yapmayı, kavgayı, dayak yemeyi, dayak atmasını ve zamparalığı bu sokakta öğrendik…
Bayram Sokağı’nda bir kaçta pavyon bulunmaktaydı. Meşhur Çin Pavyon, çalışan kadınların güzelliği yönünden içlerinde en meşhur olanıydı. Ünlü dansöz ve oryantel Ayperi bu pavyonda çalışırdı. Boyu uzun hafif balık etinde, seksi güzel bir bayandı hepimiz ona aşıktık tabi. Bu onun gerçekte bir erkek olduğunu öğrenene kadar… Akşamları birimizin deposunda toplanır, köşedeki Ermeni Arçun babanın büfesinde içkilerimizi, mezelerimizi alırdık. Arçun dede aldıklarımızı bir deftere kaydeder, bizde ay sonunda hesabımızı kapatırdık.
Depoların arka ufak penceresi evlerin orta boşluğuna bakardı. Biz hem içkilerimizi yudumlar hem de birinci katlardaki perdeleri biz görelim diye bilerek açık bırakılmış, para karşılığı erkeklerle seks yapan kadınları seyrederdik.
Saat 21:00 ila 24:00 arası malzeme temizliği saatimizdi. Herkez, tabi biz asistanlar malzemelerimizi kapıların önüne çıkarır gecenin köründe temizlik yapardık. Bu çalışmalarımızın ön kuralıydı hiç bir zaman tozlu, çamurlu, bozuk bir malzemeyle sete çıkmazdık ilk öğretilen kural buydu.
Kamera asistanları, kamera ve yedek malzemelerini temizler, bakımını yapardı. Biz ışıkçılar ise, lambaların bakımını ve temizliğini yapar, kabloları siler, bozuk lambaları tamir ederdik. Çoğu zaman yemeklerimizi evlerdeki çalışan kadınlarla yerdik, uzun yıllar güzel dostluklar kurmuştuk. Ne pişirirlerse bizlerle paylaşırlardı vebizlere ilk seks deneyimlmizi de onlar öğretmişti. Cumartesi veya Pazar günleri kadınlardan bazıları ile sinemalara veya piknik yerlerine giderdik havamızdan yanımıza varılmazdı. Tabi bütün harcamalar onlara kavalyelik yaptığımız için güzel hatunlara aitti.
1970′li yıllar İstiklal Caddesi’nin karşısında taşınma yıllarıydı. Çünkü, bütün yapım şirketleri bu sokaklara taşınmamıştı. Uzun yıllar sinemacılık tarihine hizmet edecek olan Yeşilçam ikinci ve son kez kurulmuş oldu. Bizde böylelikle alnımızın akıyla Bayram Sokağı’ndan mezun olduk…
